18/04/2026
Tarla Korkuluklarının Hikayesi- Çocuk Masalı

Tarla Korkuluklarının Hikayesi- Çocuk Masalı

Tarla Korkuluklarının Hikayesi

Masalın tamamını Özgün Masallar Youtube kanalından dinleyebilirsiniz.

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde develer tellal iken pireler berber iken diyarların birinde, bahçeli büyük çiftliklerin olduğu bir kasabada çiftçi bir aile yaşarmış. Bu çiftçi aile hep beraber mutlu mesut yaşarlarmış. Sabahları erkenden kalkar, çiftliklerinin işlerini yapar, akşam da yorgunluktan erkenden yatarlarmış. Bu aile çiftçi olmaktan çok memnunmuş. Fakat aile çiftçi olmanın zorluklarını da biliyormuş. Mesela, evlerinin arkasındaki tarlaya sürekli kargalar geliyormuş ve ürünlerine zarar veriyormuş. Aile de bu duruma çok üzülüyormuş çünkü uzun zaman boyunca emek verdikleri ürünler mahvoluyormuş, buna bir çözüm bulmak gerektiğini düşünmüşler.

Aile, biraz araştırdıktan sonra diğer tarlalarda insanların tarlalarına korkuluk yaptıklarını görmüşler. Bu korkuluklar, kocaman olurmuş. Ellerini iki yana açan, uzun bir değnekmiş bu aslında. Üzerine de kıyafet giydirir, samanlardan ona bir kafa yaparlarmış. Böylece kargalar ve diğer kuşlar bu yabancıyı tarlada görürler ve o tarladan uzaklaşırlarmış. Aile de bir korkuluk yapmanın iyi olabileceğini düşünmüş ve hemen hazırlıklara başlamışlar. Böylece aile, evin babasının gömleğinden korkuluğa kıyafet, samanlardan kafa ve yine samanlardan bir şapka yapmışlar. Korkuluk gerçekten de korkunç görünüyormuş. Ama aile onun sadece bir korkuluk olduğunu bildikleri için sadece gülüyorlarmış.

Böylece, aile korkuluğu tarlanın tam ortasına yerleştirmişler ve olacakları izlemeye başlamışlar. Kuşlar, tarlanın üzerinde biraz uçuyor, konmak istiyor ancak korkuluğu görünce vazgeçiyorlarmış. Aile bu durumdan hoşnut kalmış ve içleri rahatlamış. Günler geçmiş ve aile korkuluğun eskisi kadar yeterli olmadığını fark etmişler çünkü kuşlar o korkuluğa alışmış gibi duruyormuş. Üstelik tarla o kadar büyükmüş ki kuşlar bir şekilde korkuluktan kaçabiliyor ve yine ürünlere zarar veriyormuş. Aile böylece tarlanın diğer ucuna bir tane daha korkuluk yapmaya karar vermiş. Yine babanın gömleğinden korkuluğa bir gömlek, samandan bir kafa ve yine samandan bir şapka yapmışlar. Hatta bu kez ona bir pantolon bile giydirmişler. Yaptıkları korkuluk yine korkunç görünüyormuş ancak onlar yine çok eğlenmişler.

Böylece yeni korkuluğu tarlanın diğer ucuna yerleştirmişler. Kuşları yeniden gözlemlemişler. Ve bu kez kuşların çok daha fazla korktuğunu ve tarlaya hiç yaklaşamadıklarını fark etmişler ve mutlu bir şekilde evlerine dönmüşler. Ancak bu ailenin bilmediği bir şey varmış. Bu korkuluklar birbirleri ile konuşabiliyorlarmış. Üstelik çok önemli bir problemleri varmış. Bakalım bu korkulukların dertleri neymiş:

“Hey, arkadaşım beni duyabiliyor musun?” demiş ilk korkuluk. Onun üzerinde mavi bir gömlek varmış.

“Evet, seni duyabiliyorum” demiş en son dikilen korkuluk. Onun da üzerinde sarı bir gömlek varmış.

“Gelmene çok sevindim. Tek başıma çok sıkılıyordum” demiş mavi gömlekli korkuluk.

“Öyleyse tanıştığıma çok memnun oldum. Senin bir adın var mı?” demiş sarı gömlekli korkuluk.

“Hayır, yok. Çünkü kimsenin bana seslenmesi gerekmedi. Herkes korkuluk der bana” demiş mavi gömlekli korkuluk.

“Olmaz ama öyle. Çünkü ikimizde korkuluğuz. Bir farkımız olmadı. Hadi birbirimize isimler bulalım” demiş sarı gömlekli olan.

“Öyleyse şöyle yapalım. Benim üzerimde mavi gömlek var, adım mavi olsun. Senin de üzerinde sarı gömlek var, adın sarı olsun. Olur mu?” demiş mavi gömlekli olan.

“Benim çok hoşuma gitti. O zaman tanıştığımıza çok memnun oldum Mavi” demiş Sarı heyecanla.

“Ben de tanıştığımıza çok memnun oldum Sarı” demiş Mavi de gülerek.

“Peki, anlatsana neler yapıyorsun?” demiş Sarı hevesle.

“Pek bir şey yapmıyorum aslında. Biliyorsun, bizim görevimiz tarlaları korumak. Onun için bize ihtiyaçları var. Başlarda çok keyif alıyordum ancak sonrasında sıkıldım” demiş Mavi.

“Ya? Neden sıkıldın ki?” demiş Sarı.

“Çünkü kuşlar bana alıştı. Artık benden korkmaz oldular. Ancak senin gelişinle ben de yeniden korkutucu oldum. Kuşlar gelmiyorlar. O yüzden şimdi seviniyorum” demiş Mavi gülerek.

“Sence bana da alışırlar mı?” demiş Sarı meraklı bir sesle.

“Merak etme, tarlanın her tarafına korkuluk koyamazlar. Bu kez tarladan eser kalmaz. Sadece üzerimizi değiştirir bizi farklı bir korkulukmuş gibi gösterirler” demiş Mavi gülerek.  Sarı’nın içi rahatlamış ve o da gülmüş.

“Peki, seviyor musun burada olmayı?” demiş Sarı merakla.

“Elbette seviyorum. Burada olmak çok keyifli. Hem bazen rüzgar estiğinde çok güzel sallanıyorum. Hem de rüzgarla beraber buğdayların sallanmasını da seviyorum. Onlar da benim bir arkadaşım oldu aslında ancak şu sıralar pek konuşmuyorlar” dedi Mavi sessiz bir sesle.

“Neden konuşmuyorlar ki? Küstüler mi sana?” demiş Sarı merakla.

“Hayır, onlar çok iyidirler. Asla küsmezler. Ancak galiba olgunlaşıyorlar. Konuşacak pek güçleri kalmamış olabilir” demiş Mavi gülerek.

“Peki, onlara ne olacak?” demiş Sarı. Mavi’den her şeyi duymak istiyormuş.

“Ben de bilmiyorum. Daha önce korkuluk olmadım ki” demiş Mavi gülerek. Sarı da buna çok gülmüş. İkisi uzun uzun gülmüşler. Ve daha sonra sohbetlerine devam etmişler. Zamanla ikisi çok iyi arkadaş olmuşlar. Ancak bir sorunları varmış.

“Mavi, sana buradan, uzaktan seslenmekten çok yoruldum. Keşke yan yana olsaydık daha çok sohbet ederdik” demiş Sarı.

“Keşke öyle olsaydı Sarı. Ancak ikimizde hareket edemeyiz ki” demiş Mavi üzgün bir sesle.

“Keşke bir yolu olsa Mavi. Senin arkadaşlığını çok seviyorum” demiş Sarı hüzünlü bir sesle.

“Ben de senin arkadaşlığını çok seviyorum Sarı” demiş Mavi.

“Belki de yavaş yavaş hareket etsek nasıl olur? Sen daha önce hiç hareket ettin mi?” demiş Sarı. Mavi daha önce hareket etmeyi hiç düşünmemiş.

“İyi de nasıl hareket edeceğiz? Bizim bacaklarımız yok ki! Her yerimiz tahtadan! Hareket etmemiz mümkün değil” demiş Mavi. Sarı üzülmüş ancak aklına bir fikir gelmiş.

“Belki rüzgar yardımcı olur bize, ne dersin?” demiş Sarı heyecanla. Mavi pek anlamamış.

“Nasıl yani?” demiş Mavi.

“Her rüzgar estiğinde biz de kendimizi öne doğru atalım. Ama çok yavaş yapmamız gerekecek. Kendimize yer açarak ilerlemeliyiz” demiş Sarı. Mavi bu durumdan hoşlanmamış.

“Bana sorarsan buna hiç gerek yok. Ya düşersek ne olacak? Üstelik nasıl hareket edeceğimizi bile bilmiyoruz” demiş Mavi endişeli bir sesle.

“Buğdaylara baksana, onların da bacakları yok ama öne doğru hareket edebiliyorlar” demiş Sarı.

“Ama yine de ilerleyemiyorlar. Tıpkı bizim gibi salınıyorlar” demiş Mavi. Sarı bunu duyduğuna çok üzülmüş.

“O zaman hep böyle mi yaşayacağız” demiş Sarı üzgün bir sesle.

“Bence düşünmeye devam etmeliyiz” demiş Mavi yumuşak bir sesle. O da en az Sarı kadar yan yana olmayı istiyormuş. Günler geçmiş ancak bir fikir bulamamışlar. Fakat Sarı gizliden gizliye hareket etmeye çalışıyormuş. Bacaklarının yerinde pantolon olduğundan Mavi bu durumu fark etmiyormuş. Sarı, her rüzgar estiğinde ağırlığını öne doğru veriyormuş. Böylece hareket ettiğini düşünüyormuş. Fakat günler sonra bir sorun olduğunu fark etmiş. Sarı, ileri gitmiyor olduğu yerde yere düşüyormuş. Bunu fark edince çok korkmuş ve hemen arkadaşı Mavi’ye seslenmiş.

“Mavi, sana gelmeye çalışırken başıma gelenlere bak! İlerlemiyorum sadece yere düşüyorum” demiş üzgün bir sesle. Mavi de arkadaşındaki değişikliği üzülerek fark etmiş.

“Evet, ben de şimdi gördüm Sarı. Sence ne yapabiliriz?” demiş Mavi heyecanlı bir sesle.

“Bilmiyorum” demiş Sarı. “Ancak böyle devam ederse yere düşerim ve beni kaldırırlar mı bilmiyorum” diyerek devam etmiş. Mavi, arkadaşının bu durumuna çok üzülmüş.

“Bir fikrim var. Belki sadece sen düşersen seni kaldırmazlar. Ancak eğer ikimiz bir düşersek ikimizi de kaldırmak zorunda kalırlar” demiş Mavi heyecanla. Sarı bu duruma hem çok heyecanlanmış hem de üzülmüş.

“Benim yüzümden başına iş açacaksın. Hiç böyle bir yol izlememeliydim” demiş Sarı.

“Üzülme Sarı, merak etme ikimize de bir şey olmayacak” demiş Mavi. Ve o da zamanla tıpkı Sarı’nın yaptığı gibi rüzgarla karşılaştığında ağırlığını rüzgarın yönüne vermiş. Böylece o da zamanla öne doğru düştüğünü fark etmiş. Kısa bir zaman sonra ikisi de yere çok yaklaşmışlar. Neredeyse birbirlerini bile duyamıyorlarmış. Üstelik etrafı da izleyemiyorlarmış. Çiftlikteki insanlar da şu sıralar pek tarlaya uğramıyorlarmış. Mavi ve Sarı çok kötü hissediyorlarmış. Fakat kısa bir süre sonra bir ses duymuşlar. Bu traktörlerin sesiymiş ama tabiî ki Mavi ve Sarı ne olduğunu bilmiyorlarmış. Bu yüzden korkmuşlar. Tarlanın sahibi çiftçiler ekinleri biçmeye gelmişler. O sırada da korkulukların halini görmüşler. İkisi de neredeyse yere düşeceklermiş. Tabi çiftçiler, korkulukların o hale sadece rüzgar yüzünden geldiğini düşünmüşler. Korkulukların kendi aralarında sohbet edeceği hiç akıllarına gelmemiş. Çiftçiler önce korkulukları yeniden eski yerlerine dikmeyi düşünmüşler ancak daha sonra tarlayı biçecekleri için korkuluklara ihtiyaç duymayacaklarını düşünmüşler.

O yüzden gelecek ekim zamanına kadar korkulukları evin bahçesine dikmeyi düşünmüşler. Üstelik ikisinin de yan yana durmasının daha iyi olacağını düşünmüşler. Böylece korkuluklar çiftlik evinin bahçesinde yan yana durmuşlar. Daha çok sohbet etmişler. Daha çok eğlenmiş ve oyun oynamışlar. Üstelik kuşlar ikisini yan yana görünce daha çok korkmuşlar. Çiftlik sahipleri bu yüzden onları her sene hem tarlaya hem de bahçeye yan yana dikmişler. Mavi ve Sarı’nın dostluğu çok uzun zaman devam etmiş. Arkadaşlıkları hep daim olmuş.

Okuduğunuz için teşekkürler. Fikirleriniz bizim için çok önemli. Yorum yapar, sosyal medya hesaplarımızı takip ederseniz çok seviniriz. -Özgün Masallar


Bizi Sosyal Medyadan Takip edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir