Masalın tamamını Özgün Masallar Youtube kanalından dinleyebilirsiniz.
Hilal 9 yaşlarında ilkokul çağında, sarı lüle lüle saçları, mavi gözleri ile sevimli bir çocukmuş. Anne ve babası ile bir arada, küçük evlerinde mutlu bir şekilde yaşarlarmış. Hilal’in anne ve babası çok yoğun işlerde çalışırlarmış. Hilal de tıpkı onlar gibi okulunda çok yoğunmuş. Gün boyu okulda olur, okuldan sonra da ailesinin onu yazdırdığı aktivite gruplarında olurmuş.
Hilal ve ailesinin bütün günleri böyle yoğun geçermiş. Hatta öyle yoğun olurlarmış ki babası akşam işten geldiğinde bilgisayarının başından bir türlü kalkamazmış. Akşam yemeklerine şimdi geldim, geleceğim diyerek hep geç kalırmış. Hilal’in annesi de devamlı telefonda konuşur, Hilal bir şey sorduğu zaman daha sonra der onu yanıtlamazmış.
Bu yoğunluk ilk başta Hilal’in canını sıksa da anne ve babasının çok yoğun işlerde çalıştıklarını kabullenmiş. O da akşamları tek başına ya ödev yapıyormuş ya da tabletiyle oyunlar oynuyormuş. Uyku saati gelince de kendi başına uyuyormuş.
Bir gün tıpkı diğer günler gibi akşam saatlerinde Hilal ve ailesi evdeymiş. Babası bilgisayarında işlerini yapıyormuş. Annesi de yine bilgisayarda bir toplantıya katılmış. Hilal de tek başına televizyon seyrediyormuş. Bir anda, hiç kimsenin beklemediği bir şekilde elektrikler kesilmiş! Hem de pat diye. Hilal öyle çok korkmuş ki istemeden çığlık atmış. Şimdi her şey karanlığa bürünmüş işte.
Hilal’in anne ve babası onun korktuğunu fark ederek yanına gelmişler ve annesi hemen mumları yakmış.
“Sadece bir elektrik kesintisi Hilalciğim, merak etme birazdan elektrikler geri gelir” demiş ve Hilal’e sarılmış. Üçü beraber mum ışığında oturup beklemeye başlamışlar. bir süre sonra Hilal sıkılmış ve pencerenin yanına gitmiş. Pencereden dışarı baktığı zaman kendisi gibi birçok çocuğun evlerinin penceresinden dışarıyı seyrettiklerini görmüş.
Anne ve babası ise çok sıkkın duruyorlarmış. Babası üzüntü ile “Umarım bilgisayarımdaki yazıyı kaydetmişimdir. Yoksa hepsini kaybetmiş olacağım. Ne çok uğraştım onu yazmak için” demiş. Annesi de “benim de toplantım yarım kaldı. En başından başlamamız gerekecek. Bir an önce elektrikler gelse bari” demiş. Hilal sadece beklemiş.
Ancak elektrikler bir türlü gelmiyormuş. Artık anne ve babası işlerinin yarım kaldığını kabullenmişler. Aynı zaman da Hilal’in de çok fazla sıkıldığını fark etmişler. Babasının aklına bir fikir gelmiş.
“Hilal, ben küçükken böyle elektrikler kesildiği zaman babam kağıt ve kalem getirir, hep beraber isim şehir oyununu oynardık” demiş gülerek. Hilal heyecanlanmış, daha önce böyle bir oyun oynamamış.
“Hadi o zaman oynayalım” demiş hemen. Ardından babası kağıt ve kalemleri getirmiş, Hilal’e oyunu nasıl oynayacaklarını anlatmış. Üçü beraber dakikalarca bu oyunu oynamışlar ve Hilal çok ama çok eğlenmiş. Üstelik anne ve babası da uzun zaman sonra bu kadar keyifli vakit geçirdiklerini fark etmişler. isim şehir oyununu bitirdikten sonra annesi bu kez sessiz sinema oynamayı teklif etmiş. Hepsi çok eğlenerek daha önceden izledikleri, filmleri canlandırmaya başlamışlar. Hilal anne ve babasının girdiği komik halleri gördükçe kahkahalara boğuluyormuş. Elektrikler kesildiğinden beri saatler geçmiş ancak Hilal zamanın nasıl geçtiğini anlamamış bile.
Sessiz sinema oyunu da bittikten sonra babası mum ışığının ardından elleri ile hayvan şekilleri oluşturmayı teklif etmiş. Bu da yine babasının çok küçükken ailesi ile oynadığı bir oyunmuş. Babası bildiği bütün hayvanları öğretmiş Hilal’e. Hilal keyifle izlemiş babasını ve hepsini oluşturabilmek için çok çabalamış.
Bu oyundan sonra iyice uykuları gelmiş. bu kez Hilal anne ve babasına kendisi için hikaye okumalarını istemiş. böylece annesi Hilal’in kitaplığından güzel bir hikaye kitabını seçmiş ve mum ışığı altında, birbirlerine sarılarak kitap okumaya başlamışlar. Hilal uykuya dalmak üzere iken annesine seslenmiş.
“Anne, elektrikler daha fazla kesilsin lütfen olur mu?” demiş ve uykuya dalmış. Anne ve babası Hilal’in bu isteği karşısında şaşırmış ve duygulanmışlar.
“Onunla daha fazla vakit geçirmeliyiz” demiş annesi. Babası da katılmış ona ve “Üstelik ben de çok keyif aldım. Beraber vakit geçirmeyi özlemişim” demiş. Bundan sonra anne baba olarak birbirlerine söz vermişler. Artık evde iken ailecek daha fazla vakit geçireceklermiş. Beraber oyunlar oynayacak, sohbet edecek hatta uyku getiren masal ve hikayeler okuyacaklarmış.
Hilal uyuduktan sonra elektrikler geri gelmiş ancak anne ve babası işlerinin başına geri dönmemişler. İkisi de keyifli bir şekilde uykuya dalmışlar.