Bütün masalı Youtube kanalımızdan dinleyebilirsiniz.
Bir varmış bir yokmuş…
Ormanların birinde küçük bir tilkicik yaşarmış.
Ah bu tilkiciğin fena bir huyu varmış. Eşyalarını kimseler ile paylaşmayı pek sevmezmiş. Tamam bunu anladık da ısrarla başkalarının kendisi ile eşyalarını paylaşmasını beklermiş.
Artık okullu olmuş küçük tilkicik. En güzel kıyafetleri, en özel okul defterlerini, kitaplarını, kalemlerini almış.
Hem de herkesten önce almış bütün bunları.
Okulun ilk günü hepsini çıkarmış koymuş masasına. Öyle güzel dizmiş ki eşyalarını, ışıl ışıl parıldamış her biri. Ne güzel görünüyormuş Ne büyük gururmuş bu!
Ormandaki tek küçük, tilkicik değilmiş elbette. Kuşlar, aslanlar, yılanlar, kaplanlar… hepsinin küçücük yavruları da başlamış okula. Onlar küçük tilkicik gibi acele etmemişler. Henüz okulun ilk günü diye yeni şeyler almamışlar.
Ama merak bu ya, küçük tilkiciğin eşyaları hepsinin ilgisini çekmiş. öyle ki her fırsatta bakmak, dokunmak ve incelemek istemişler. Küçük tilkicik öyle mutlu, gururlu ve mağrurmuş ki! Ne de güzel kıskanıyormuş herkes onu. Eşyalarının güzel olduğunu zaten biliyormuş.
Ancak bu durum çok tehlikeliymiş de. Ya eşyalarının başına bir iş gelirse ne yaparmış? Kimse ile paylaşamazmış. Kimse onun eşyalarına dokunamazmış! Bu durum küçük tilkicik için çok önemliymiş. Herkese de söylemiş bunu. Yetmemiş, kızmış, bağırmış. Çok kötü kırmış kalpleri! E ne denilir ki buna? Nasıl olsa bütün eşyalar gerçekten de ona aitmiş.
Bütün küçükler, kuyruklarını kıstırıp gitmişler öylece.
Ama durum böyle kalır mı zannetmiş küçük tilkicik? Yanılmış elbette.
Gel vakit git vakit çok değil 3 5 gün içinde ne güzel eşyalarla okula gelmeye başlamış diğer küçükler.
Küçük tilkiciği almış bir merak!
Bütün sıraları gezmiş, dolaşmış, rengarenk, ışıl ışıl ne güzel şeyler varmış sıralarda. Ah bir dokunabilse, kullanabilseymiş! Ne mutlu olurmuş. Bütün merakı kaçıp gidermiş.
Önce kuşların yanına gitmiş, çok zor değil, kuş tüyü kalemlerini inceleyecekmiş sadece. Kuşlar izin vermemiş elbette ve kovmuşlar onu.
Dayanamamış gitmiş yılanın yanına. Ne güzel defteri varmış onun da. Sayfalarını görebilseydi bi! Ama yılan da izin vermemiş ona. Küçük tilkicik sinirlenmeye başlamış.
Bu kez de aslanın yanına gitmiş. Ne güzel kalemliği varmış onun öyle. Rengarenk! Bayılmış küçük tilki. Keşke bir dokunabilseymiş ona. Elini öylece izinsiz uzaymış ama küçük aslan öyle bir kükremiş ki yerinden sıçramış küçük tilkicik.
Küçük tilki gittikçe öfkelense de duramamış. Şansını kaplanla denemek istemiş. gitmiş sırasına ki harika bir çantası olduğunu görmüş. Ne büyük duruyormuş o öyle. İçini açıp bakabilseymiş keşke. Ancak kaplanda aslandan az kalmamış, kızmış ona.
Küçük tilkicik öyle çok öfkeliymiş ki çıkmış gitmiş sınıftan. Oturmuş bir ağacın dibine. Bütün arkadaşlarından nefret ediyormuş! Ne olurmuş dokunsa sadece? Sanki eşyalarının başına bir iş getirecekmiş! Ne kadar ayıpmış! Hiç utanmaz mıymış onlar?
Öğretmen zürafanın gözünden kaçar mı sanmış bütün bunlar? Anlamış olanları, koşmuş gitmiş küçük tilkiciğin yanına.
“Ne oldu anlat bakalım tilkicik!” demiş nazik sesle. Halbuki bilirmiş ne olduğunu.
“Kimse eşyasını benimle paylaşmadı. Sadece bakacaktım halbuki. Kimsenin eşyasını almam ki ben” demiş öfkeyle tilkicik.
“başkasının eşyasını almaman ne kadar güzel tilkicik. Ama söyle bakalım, onlar senin eşyalarına bakmak istediğinde sen izin verdin mi?” tilkicik şaşırmış. Aynı şey değilmiş ki!
“Hiç de bile. O eşyalar çok değerliydi. Başlarına bir iş gelemezdi!” demiş öfke ile. Öğretmen zürafa gülmüş.
“hiçbir farkı yok küçük tilkicik. eğer arkadaşlarının eşyalarını seninle paylaşmasını istiyorsan sen de paylaşmak zorundasın! Öbür türlü herkesin sınırlarına saygı duymalısın. Çok büyük bir haksızlık ve bencillik olur. Biliyorsun biz okulumuzda kimseye haksızlık yapmayız. Ve sadece kendimizi düşünerek bencillik etmeyiz. Şimdi sen karar ver ne yapacağına” demiş öğretmen zürafa. Küçük tilkicik düşünmüş durmuş öylece.
“Galiba aynı şeyleri yaşadık arkadaşlarımla. Onlarla paylaşmayı öğrenmem gerek. Bir de… belki paylaşmak istemediğim eşyalarımı getirip onların gözüne sokmam. Bu daha iyi olabilir benim için” demiş. Öğretmen zürafa gülmüş elbette ve “sen bilirsin” demiş.

Küçük tilkicik sınıfına girmiş. ne çok kızgınmış arkadaşları ona. Hemen barış elini uzatmış onlara. Arkadaşları eşyalarına ihtiyaç duyunca isteyerek paylaşmış. Bir süre sonra arkadaşları da onunla eşyalarını paylaşmaya başlamış. Yine de herkesin sınırlarına dikkat etmeye çalışmış. Kendisine ait, çok özel eşyalarını ise evinde tutmaya karar vermiş. Böylece küçük tilkicik daha rahat ve mutlu hissetmiş.