Bir varmış bir yokmuş diyarların birinde kocaman, içinde çeşit çeşit hayvanların bir arada yaşadığı bir orman varmış. Bu ormanda bütün hayvanlar birlik içinde, mutlu birer hayat sürerlermiş.
Bu ormanda yaşayan küçük bir de aslan varmış. Bu aslanın adı Yele imiş. Aslan Yele, henüz küçük bir aslanmış. Okula gider, ormanda yürüyüş yapar, genelde tek başına dolaşırmış. Aslan Yele oldukça cesur, mücadeleci ve kendisine güvenen bir yavru aslanmış. Onun için bir diğer önemli şey ise babasının ormanlar kralı olması imiş. Aslan Yele babası ile gurur duyar, bir gün onun gibi bir kral olabilmeyi çok istermiş. Babası, Aslan Yele’nin bu isteğine sevinir ancak yavrusunun mutlu olmasını her şeyden çok istermiş.
Aslan Yele, henüz küçük bir yaşta olmasına rağmen yaşından büyük davranırmış. Etrafındaki herkes onun çok olgun bir aslan olduğundan bahseder dururmuş. Özellikle de babası Aslan Kral’a çok benzediğini söylerlermiş ve Aslan Yele bundan gurur duyarmış. Her zaman da babası gibi davranmaya çalışırmış. Bu nedenle Aslan Yele hiçbir zaman yavru bir aslan gibi davranmamış.
Dediğimiz gibi Aslan Yele kendisine çok güvenirmiş, bu nedenle de asla başkalarının yardımını kabul etmezmiş. En zor durumda kaldığında bile bir yolunu bulur, her şeyi yoluna koyarmış. Bazen çok yıpranır ve yorulurmuş ancak en sonunda Aslan Yele kimseden yardım almadığı için çok mutlu olurmuş.
Günlerden bir gün Aslan Yele’nin başına bir iş gelmiş. sabah erkenden ormanın içinde bir yolculuğa çıkmış. Aslan Yele, yürüyüş yaparken bazı şeylerin tuhaf gittiğini fark etmeye başlamış. Doğup büyüdüğü ormanı avcunun içi gibi bildiğini zannedermiş ancak şimdi yürüdüğü yollar ona pek tanıdık gelmiyormuş. Ancak kendisini bir hata yapmadığına inandırmış ve yoluna devam etmiş. Aslan Yele, biraz endişe ile yolculuğunu sürdürürken küçük bir bülbül tepesinde dolaşmaya başlamış. Aslan Yele ona baktıkça sinir oluyormuş ancak hiçbir şey dememiş. Küçük bülbül konuşmaya başlamış.
“Hey! Küçük aslan, yolunu kaybetmişe benziyorsun” demiş bülbül. Aslan Yele çok sinirlenmiş bu duruma.
“Ne münasebet! Ben yolumu asla kaybetmem!” demiş kükreyerek. Bülbül hiç de korkmamış aslanın kükremesinden.
“O zaman neden aynı yolu üçüncü defa yürüyorsun?” demiş bilmiş bir sesle. Aslan Yele şaşırmış ve durmuş. Yürüdüğü yerlere bakınca az önce aynı yerlerden geçtiğini fark etmiş. Ancak bülbülden yardım almayı kendisine yediremezmiş. İnkar etmeye karar vermiş.
“Yanılıyorsun. Ben nereyi yürüdüğümü çok iyi biliyorum. İster 3 defa ister 5 defa yürürüm. Bu beni ilgilendirir” demiş sinirli bir sesle.
“Elbette beni ilgilendirmez ama eminim aileni çok ilgilendirir” demiş bülbül. “Benden yardım istiyor musun, sana doğru yolu gösterebilirim?” diyerek devam etmiş. Aslan Yele birkaç saniye düşünse de bir bülbülden yardım almak istemediğine karar vermiş hemencecik.
“Elbette istemiyorum. Ben yolumu biliyorum!” diye kükremiş yeniden Aslan Yele. Küçük bülbül, yavru aslanın tepesinden uzaklaşmış.
“Sen bilirsin yavru aslan” demiş ve gökyüzüne doğru kanat çırpmış. Aslan Yele öfkeyle arkasından bakmış.
Aslan Yele yeniden yürümeye başlamış. Artık hiç bilmediği yerlerdeymiş. Evden ne kadar uzaklaştığını bilmiyormuş. Artık ağaçlar daha sıkmış ve her zaman yürüdüğü patika yol görünmüyormuş. Üstelik hava kararmaya başlamış. Tanımadığı vahşi hayvanların sesini duyuyormuş. Bir de çok acıkmış ve susamış. Aklına küçük bülbül geliyormuş. Belki birkaç saat önce onun yardım teklifini kabul etse şimdi evinde olabilirmiş. Hem kendisine hem de bülbüle kızıp duruyormuş. Bütün aksilikler yetmezmiş gibi bir de yağmur bastırmaya başlamış. Gök gürlüyor şimşekler çakıyormuş. Aslan Yele korku ile kendisine korunacak bir yer aramış. Geniş yapraklı bir ağacın altına sığınıvermiş. O esnada bir ses duymuş. Kafasını kaldırdığında küçük bülbül tam karşısında duruyormuş.
“Senin ne işin var burada?” demiş Aslan Yele şaşkınlıkla. Ancak diğer yandan rahatladığını hissediyormuş.
“Seni öylece bırakamazdım. O yüzden uzaktan takip ettim. Çok fena kayboldun yavru aslan” demiş bülbül gülerek. “Yardım teklifimi kabul etseydin buralara kadar gelmezdin” diyerek devam etmiş. Aslan Yele, bülbülün konuşmasına çok sinirlenmiş.
“Belki ben böyle olsun istedim. Evden kaçtım belki. Kimse bulsun istemiyorum beni?” demiş öfke ile. Yavru bülbül daha fazla gülmüş.
“Kabul et işte, kayboldun. Kimse bilerek buralara kadar gelmez. Üstelik çok acıktın ve susadın” demiş bülbül. Aslan daha çok sinirlenmiş.
“Senden hemen şimdi gitmeni istiyorum. Ben kendi başımın çaresine bakarım” demiş aslan Yele. Yavru bülbül de artık işi ciddiye almaya başlamış.
“Bak yavru Aslan, kendini ne olarak görüyorsun bilmiyorum ancak inatçılık yapmanın yeri ve zamanı değil. Yardım almak kötü bir şey değildir. Üstelik senden daha zayıf olduğunu düşündüğün birisinden bile” demiş küçük bülbül. Aslan kendisini çok kötü hissetmiş.
“Senin zayıf olduğunu düşünmüyorum” demiş Aslan Yele.
“Evet, çünkü sen herkesin senden daha zayıf olduğunu düşünüyorsun” demiş küçük bülbül. Aslan Yele daha önce hiç böyle düşünmemiş. Ancak küçük bülbülün haklı olabileceğini de biliyormuş. Bu nedenle sessiz kalmış.
“İleride büyük bir ağaç ve onun kovuğuna sığınabilirsin. Ben de ormanların kralı olan babana nerede olduğunu söyleyeceğim. Hiçbir yere ayrılma, birkaç saat içinde seni almaya gelirler. Merak etme, yiyecek ve içecek bir şeyler de getirirler” demiş küçük bülbül ve hızla Aslan Yele’nin yanından ayrılmış.
Küçük Bülbül, uzaklaştıktan sonra Aslan Yele, onun bahsettiği kovuğu bulmuş ve oraya sığınmış. Kendisini sabahtan beri ilk defa rahatlamış hissediyormuş.
Aslan Yele yorgunluktan uyuyakalmış. Birilerinin adını seslendiğini duymuş ve hızla kovuktan dışarı çıkmış. Ağacın önünde anne ve babası onu bekliyorlarmış. Aslan Yele hızla onlara koşmuş ve sarılmış. Aslan Yele’nin anne ve babasının endişeli hali çok belli oluyormuş.
Babası öfke ile çıkışmış.
“Aslan Yele, saatlerdir seni arıyoruz, neredeydin?” demiş babası.
“Sadece gezintiye çıkmak istemiştim. Fakat sonra bir anda kayboldum. Nasıl olduğunu anlamadım bile çok üzgünüm” demiş aslan Yele ve babasına daha çok sarılmış.
“Bu saate kadar sana yardım edecek kimseye denk gelmedin mi?” demiş annesi. Aslan Yele utanarak küçük bülbüle bakmış. Bülbül hiçbir şey dememiş.
“Aslında-“ diye söze başlamış Aslan Yele ancak küçük bülbül sözünü kesmiş.
“En sonunda bana rastladı, ben de ona yardımcı oldum işte. Aslan Yele neyseki yardım almaktan çekinmeyen bir aslanmış. Hemen yardım istedi benden ve ben de ona yardımcı oldum” demiş küçük bülbül gülümseyerek.
Aslan Yele de küçük bülbüle gülümsemiş. Artık aralarında bir sır varmış.
“Çok teşekkür ederiz küçük bülbül, evimiz sana her zaman açık. Lütfen bizi sık sık ziyaret et” demiş Aslan ailesi ve hep beraber evlerine doğru yol almışlar.
Kısa bir süre sonra Aslan Yele, küçük bülbülü ziyaret etmiş.
“Merhaba, küçük bülbül, nasılsın?” demiş Aslan Yele. Küçük bülbül onu gördüğüne çok sevinmiş. Aslan Yele, utanmış görünüyormuş.
“Çok iyiyim, Aslan Yele sen nasılsın?” demiş küçük bülbül. Aslan Yele gülümsemiş.
“Sayende çok iyiyim” demiş. “Neden aileme doğrusunu söylemedin? Seninle çok daha önceden karşılaşmıştık ve yardım etmeyi teklif etmiştin. Ben kabul etmemiştim” diyerek merakla sormuş.
“Evet, doğrusunu söylemedim. Çünkü senin için yeteri kadar zor bir gündü. Hem bence sen alman gereken dersi almıştın” demiş bülbül.
“Bak, yardım almak benim için çok kolay değil, çok zorlanıyorum. Çünkü yardım almanın benim için kötü bir şey olduğunu düşünüyorum. Sanki başarısız bir aslanmışım gibi hissediyorum. Bir gün ormanların kralı olacağım ve her şeye gücüm yetsin istiyorum” demiş Aslan Yele. İlk defa bu kadar cesur konuşmuş.
“İyi de bunun adı kibir. Kibirli bir kralı asla istemem. Bir kral bile bir gün başkasından yardım istemesini bilmeli. Dünyadaki hiç kimse birilerinden yardım almadan yaşayamaz. Ve bu kötü bir şey değil. Her zaman her şeyi yapamazsın” demiş bülbül. Aslan ona hak vermiş.
“Merak etme, kibirli bir kral olmayacağım. Zaten sen de benimle olacaksın” demiş Aslan Yele.
Böylece Aslan Yele ve küçük bülbülün ömür boyu sürdürecekleri dostlukları başlamış. Aslan Yele ve bülbül her zaman birbirlerinin yanında olmuşlar. Her zaman da birbirlerine yardım etmeye çalışmışlar. Bir gün, Aslan Yele ormanların kralı olduğunda dahi bu dostlukları devam etmiş. Aslan Yele ise ormana gelmiş geçmiş en iyi kral olmuş. Kimse bilmese de Aslan Yele bunu küçük bülbülün sağladığını biliyormuş.
Masalımızı Okuduğunuz İçin Teşekkür Ederiz.
Youtube Kanalımıza Abone olmayı ve bizi sosyal medyadan takip etmeyi unutmayın.